özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2014

Bebişleriniz için Yılbaşı Hediye Çekilişi


Selma ve Melike'nin Düşler Atölyesinde harika bir çekilişimiz var.
şanslı katılımcılarımızdan birine istediği bir modelden 30 adet hediye edilecektir.,katılmak için BURAYA bekliyoruz.

24 Kasım 2014

Desteğinizi Bekliyorum Arkadaşlar!

Merhabalar Sevgili Dostlarım;
 
    Uzun zamandır gözlerimdeki rahatsızlıktan dolayı el işleri yapamıyorum ve sipariş alamıyordum. Bu durum beni sıkmaya ve üzmeye başlayınca kız kardeşimle yeni bir işe atılmaya karar verdik.
Güzel Sanatlar fakültesi Resim öğretmenliği öğrencisi kız kardeşimin müthiş hayal gücü ve benim hobi sevdam ve el işi becerimle yeni bir işe atılmaya karar verdik.
    Kendi çocuklarıma ve sevdjklerime yaptığım bebek- mevlüt ve sünnet şekerleri ve nikah şekerleri, kapı süsleri, takı yastıkları ve şeker sepetleri çevrem ve arkadaşlar tarafından çok ilgi görünce güzel tepkiler alınca bu işe karar verdik.
    İşte yeni işimiz ve yeni sayfamız. Desteğiniz bekliyoruz ve sevgilerimizi sunuyoruz. Artık bu sayfayı pek kullanamam ama bura benim ilk göz ağrım bırakamam da. Artık bakacaz:))))
    Şimdiden çok teşekkürler
Blog Linkimiz
Facebook Adresimiz

Bunlar da işlerimizden bazıları 







Daha fazlası için BURAYA bekliyoruz



15 Ocak 2014

Bebek Hazırlıkları 1

Merhabalar sevgili blog dostlarım
Bu postta Sizlere bebeğim için hazırladıklarımı paylaşmak istedim. Daha önceleri de söylediğim gibi bu örgü işinde kendimi her geçen gün daha da geliştirdiğimi, hissediyorum ve çocuklarıma kendi elimle ve emeğimle bir şeyler yapabilmenin zevkini de sonuna kadar yaşıyorum. Tabi ki bunları yaparken birçok arkadaşımdan ve blog dostumdan destek aldım. Hepsine de buradan ayrı teşekkür ediyorum. Bunlar oğlum için yaptığım ciciler. Çok profesyonel olmasalar da benim için hepsi birer inci değerinde. Tabi ki takdir siz değerli ve usta örgücülerimindir yine. Neyse lafı fazla uzatmayayım ve devamı gelecek diyerek kaçayım. Sevgiyle kalın...










12 Ocak 2014

Oğluma Yaptığım ve Yaptırdığım Bebek Şekerlerim

Doğacak Bebeğim için şekerlerimizi ve sepetimizi ilk önce netten Çınarın Şekerleri'ne sipariş etmiştim. Ve sonuçtan da çok memnun kaldım. İşte onlar...


Daha sonra baktım az olacak beni ziyarete gelen herkese de bir hatıra olur diye biraz da ben yapmak istedim ve aşağıdaki patikleri gördüm. Birkaç denemeden sonra 1 hafta gibi bir sürede bitirdim. Süslemeler ve hazırlamasını da sevgili teyzemiz yaptı ve ortaya bu güzellikler çıktı. Daha sonra isteyen olursa paylaşabilirim yapım aşamalarını...



9 Aralık 2013

3.Hobi Etkinliğinden Gelen Hediyelerim

   Merhabalar sevgili blog dostlarım
   Sevgili O Bir Anne bloğunun sahibesi Müge hanımın başlattığı 3. Hobi etkinliğinde değerli blog arkadaşım Esen'ce ile eşleşmiştik. Böyle güzel bir bloğu daha önce nasıl keşfedemedim diye hayıflanmıştım. Ama yaptığı keçe çantalarına ve süslemelerine bayılmıştım. Veee aslında cumartesi günü gelen ama benim ancak ulaşabildiğim kargoma kavuştum. Hediyemi merakla bekliyordum ama bu kadar güzel bir şey geleceğini tahmin edememiştim. Kendisine bu değerli hediyesi ve emekleri için çok teşekkür ediyorum ve kendisinin de benim hediyelerimi beğeneceğini ümit ediyorum.
    Haa bu arada bir teşekkürde bizlere bu güzellikleri yaşatan Müge hanıma diyorum ve kaçıyorum. Sevgiyle kalın. İşte hediyelerim.


27 Kasım 2013

Gözdenin Masal Adası'n dan 1.Yıl Çekilişi


Blogların uzun ömürlü olmasına ve yaş kutlamalarına bayılıyorum. Bende çok yakında bloğumun yaş kutlamasını yapmayı düşünüyorum ama hayırlısı diyelim artık. 
Siz de bu kutlamaya katılmak ve bu güzellikleri kazanmak istiyorsanız hadi TIKLAYIN!

6 Kasım 2013

Neşeli Oyuncaklar'dan Neşeli Bir Hediye Çekilişi


Sevgili Neşelioyuncaklar blogundan yine kendisi gibi cıvıl cıvıl ve neşeli bir hediye çekilişi var arkadaşlar. Ben hediyeleri çok beğendim. En çok da kızım için harika olacak ama bakalım artık ŞANS... Eğer sizde katılmak istiyorsanız BURAYA tıklayın.

4 Kasım 2013

3.Hobi Etkinliğine Katılmak İsteyenler!!!

Sevgili O Bir Anne'nin 3.sünü düzenlediği etkinliğin diğer ikisine katılmamıştım. Ama duyuruyu görünce bunu kaçırmak istemedim. Şimdiden heyecanlandım. Siz de katılmak isterseniz BURADAN BUYRUN...

15 Eylül 2013

Kızımın Doğumgünü HAzırlıkları

Bu sene kızım uğur böceği temalı olsun dediğinde nete girip araştırdım ve bunlar ortaya çıktı. Birkaç sürpriz hediyemiz daha oldu ve meleğim 5 yaşını bitirdi. Artık okullu ve çok jutlu. Doğal olarak bende öyleyim tabii..


Kıyafetin modeli netten yapılanlar ve birazda hayal gücü ile tasarlandı.


Bunlar doğumgünümüze gelen arkadaşlara yapılan eva yapışkanlı kağıttan minik rozetler .


Buda yine gelen arkadaşlarına yapılan yüz boyama eğlencesi kullandığımız kalemler. 
Sonuç çocuklar mutlu kızım mutlu benmi  ooo uçtum bile haberiniz yok:)))

25 Mart 2013

Kadın Dili : BÜKÇE

Merhabalar 
sevgili marifetliperinin blogunu gezinirken bu yazıya rastladım ve çok beğendim.Belki duymuşsunuzdur ama bende paylaşmak istedim. Emnimi hepimizden birşeyler vardır içinde...

Kadın Dili: Bükçe
Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.

-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!

-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.

-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.
Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.

-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?

-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor.

-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya çıkıyor.

-Kadınların ayrı bir dili mi var?

-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli.

- İyi de niye Bükçe?

-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını “Bükçe” koydum.

-“Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek.

-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca “seni seviyorum” diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca “seni seviyorum” un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.

-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar ?

-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır cevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.

-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani?

-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. “Niye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?” diye canları sıkılır.

-Biz de bazen Canan’la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye düşünmedin?” diye kızıyor bana.

-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri gibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.

-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?

-Var dedik ya oğlum, Bükçe’yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?

-Hazırım baba.

-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçe’de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana “Bugün bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığından başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.

-Hikaye dili yani?

-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes.” demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen “seni sevmiyorum.” de. İki durumda da “seni sevmiyorum” demiş olacaksın.

-Ne alakası var baba “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat” demenin?

-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.

-Bu önemli. Bükçe’de dinlemek sevmektir diyorsun.

-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.

-Geçen hafta Canan bana “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de iyisin.” dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat astı. “;Neyin var?” diye sordum. “Hiçbir şeyim yok.” dedi. Sence nerede hata yaptım?

-“Böyle de iyisin” derken o “de” ekini orada kullanmamalıydın. Canan bunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.”

-Peki ne demem gerekiyordu?

-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok.” deseydin, günün zehir olmazdı. 
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.

-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.

-Ve asla unutmazlar, değil mi?

-Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için “Biraz cimri.” demiştim. Hala “Sen benim annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.

-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.

-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla yüzüne vurmayacaksın.

-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne batırıyorsun?” Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.

-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşama tok mu geleceksin?” diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel, yemekle uğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım ama tabi “Ne demek istiyorsun?” demedim.

-Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.

-Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul gününden tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün yemekle uğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan “Canım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da yorgunum, gelirken bir seyler getir yiyelim.” demez. Sanki böyle derse, iyi ev kadını rütbesi tozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. “Hayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin?”dedim. “Tamam.” dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdinde bu sıralar.

-Bu Bükçe’de kısa konuşma yok mu baba?

-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, “Neyin var?” diye. “Hiçbir şeyim yok.” diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.

-Bükçe’de “Hiçbir şey yok.” demek “;Çok şey var, benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman.

-Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir şey vardır ama; “Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için “Bana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.” demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksın tabi.

-Bir arkadaşım da “Kadınların ‘Peki.’ demesi tehlikelidir” demişti.

-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir ‘peki’, ‘olur’, ‘tamam’ her zaman tehlikelidir. Bu Bükçe’de “Şimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.” demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.

-Zor bir dil baba.

-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.

-Anlamak da pek kolay değil ama.

-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.

-Nasıl yani?

-Mesela, karın sana “Ne zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir savunmaya girme. “Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de, konu kapanır.

Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.

-Küçük ama önemli detaylar.

-Aynen öyle. Mesela karın “Üşüdüm.” diyorsa, “Üstünü kalın giy.” demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.

-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe’yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.

-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.

-Not mu alsaydım… Epeyce detayı varmış dilin.

-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark etmez”i kadınlar “Hiç umurumda değil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar.

-En değerli sözcük nedir?

-Sen bil bakalım.

-“Seni seviyorum.” herhalde.

-Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler “;Söylemiştim, zaten biliyor.” diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.

-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.

-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. Kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.

-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.

-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.

-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.

- Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.

-Baba çok teşekkür ederim. Bükçe’yi anlamaya başladım. Canan aradı. “Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak?” dedi. Tam “Fark etmez, sen seç.” diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı aklıma geldi. “Tabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. Kendi seçecek.

-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.

-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçe’yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.

-Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün.

Kaynak: Sema Maraşlı’nın Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz kitabından…”

22 Mart 2013

Kırmızı Hediyeleşme Etkinliği


Oldum olası hediye almayı da vermeyi de çok severim. İşte tam bunun için harika bir etkinlikn yakaladım ve hemen sizlerle de paylaşıyorum. Hadi tık tık

7 Aralık 2011

KPSS MOLASI !!!

 Sevgili blog dostlarım. 
 2012 KPSS maratonuna bende başladım. Ama bu maratonu iyi bir şekilde atlatabilmem için sadece ders çalışmam lazım. Bunun içinde uzun bir süre buralardan uzak kalacağım. Ama zaman zaman elimden geldiğince kpss ile ilgili ve yaşadıklarımla ilgili bilgiler paylaşacağım. Benim işime yarayan herşeyi sizlere de tavsiye edeceğim. 
 Şimdilik benden bu kadar. Hepinize bol şanslar hayırlı haberler ve güzel günler diliyorum...
Sevgiyle kalın...

20 Eylül 2011

Evlilik Yıldönümümüz Ve Hazırladığım Hediye

    Evettt biraz ortalarda yoktum biliyorum ama evde de netim yoktu. Başka yerlerden de her zamann fırsatım olmadığı için buralardan uzak kaldım ama sizleri sessiz de olsa her zaman takipteydim. Neyse gelelim başlığımızın konusuna;
    Aşkım ile tam olarak 5 yılı doldurduk. Geriye dönüp bakınca ne de çabuk geçti diyebiliyoruz ama aslında nelerle geçti tahmin bile edemezsiniz. Ama ne olursa olsuun aramızdaki aşk ve sevgi öyle büyüktü ki her zaman ayakta kalabildik. Bende bu yıl değişik bir hediye hazırlamaya karar verdim. Hem ilişkimizi canlandırmak hemde birbirimize olan sevgimizi dile getirebilmek adına harika bir hediye oldu diye düşünüyorum. Bakalım sizlerde benimle aynı fikirdemisiniz acaba...
Evet gelelim hediyemize. İlk önce kırmızı bir kutu buldum. Bunun içini Beyaz tüller ve gümüş incilerle süsledim ki küçücük kağıtlar içinde kaybolmasın diye... Daha sonra tam 21 tane küçük kağıtlara yazılmış kırmızı kurdeleyle bağlanmış içinizdeki güzellikleri ve duygularınızı döktüğünüz güzel sözler yazdım. Niye 21 derseniz: 7 gün boyunca sabah öğlen akşam birer tane açıp okuyacak

Daha sonra o gün ne hissettiğini içindeki büyük beyaz kağıda yazacak. Ve 7 günün sonunda bu kağıdı kutunun içine koyup tekrar bana verecek.
İşte bence çok orjinal oldu üstelik çok emek verdim o minnacık kağıtlara kurdele bağlamak için:)))) Ama tabiki aşkım için herşeye değer...
Neyse şimdi sabırsızlıkla akşamı bekliyorum bakalım ne olacak...


8 Mayıs 2011

Anneler Gününüz Kutlu Olsun!


ANNE !

İlk başta bakınca dört harfli bir kelime gibi görünüyor. Oysaki içinde sakladığı mana o kadar derin ve o kadar içtenki. Anlayamdım biliyorum daha önce. Çok züdüm seni annem. Hepde başkaları için, hepde bir hiç uğrunaydı değil mi! Oysaki sen hiçbirşey söylemez gözlerimin içine bakıp da "anne olunca anlayacaksın" demiştin. Anladım anne, anlıyorum da!!!  
Kızımı içimde hissettiğim ilk gün, kucağıma alıp da kokusunu duyduğum gün, ilk gülüşüyle beni gözyaşlarına boğupda hem güldürüp, hem ağlattığı gün, ilk defa konuşup anne demese de ba ba diyerek bizi güldürdüğü gün, ilk adımlarını atıpda ağzını kocaman açıp bana koştuğu gün ve şu anda 2,5 yaşında kendine göre artık büyük bir kız olduğunu söylediği gün;
anladım anne!
anne olduğumu anladım....
-HAKLIYMIŞSIN-
(Her zaman ki gibi)

Seni çok ama çok seviyorum ve tabi babacığımı da.
Senin ve tüm annelerin

Anneler Gününüz Kutlu Olsun!!!

14 Şubat 2011

Kandiliniz Mübarek Olsun!!!


Merhabalar sevgili blog dostlarım;
Bugün ne mübarek bir gündür ki biz onun dünyaya gelişiyle şereflendirilmişizdir. Bugün ne mübarek bir gündür ki onun gelişi şerefine bize dua kapıları açılmıştır. Gönlümüzden geçeni kalbimizde olanı rabbimizden dilememiz için Peygamberimizin doğduğu bugünü ne büyük önemi vardır. Ben dilim döndüğünce elim vardığınca içimden geçenleri anlatamk istedim. Ama bugün yapmamız gerekenleri çok da güzel anlatan bir yazı buldum. Ve arkdaşlarımdan izin alarak sizlerle paylaşmak istiyorum.
Herkesin kandili mübarek olsun. Ve tüm duaları kabul olsun inşalah...

Bütün kandil gecelerinde olduğu gibi Mevlid Kandilindede yapılması gereken bir takım ibadetler vardır. Tövbe etme, sevap kazanma ve huzura kavuşma amacıyla yapılan ibadetleri aşağıda açıklamaya çalışacağız.

1. Kur'ânı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullaha olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)e salât ü selâmlar getirilmeli; Onun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar,111 onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allahın benden istekleri nelerdir gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Müminlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mümin kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; vaz ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakka niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut email çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı
Alıntıdır...

31 Aralık 2010

Selmanın Sepetin'den MUTLU YILLAR!!!


   Yeni yıla gireceğimiz bu son günde bende sizin yeni yılınzı kutlamak ve güzel dileklerimi iletmek istedim. Blog camiasına girdiğim ilk günden itibaren yanımda olan dostlarım  ve benden desteğini hiç esirgemeyen her konuda yardımcı olan tüm blog dostlarıma kucak dolusu teşekkür ediyorum. Kendi halinde, işinden ayrılan, açıköğretimden okulunu bitirmeye çalışan, evinde çocuğuyla vakit geçiren bir kadınken;
şimdi bir blog sahibi ve yaptığı elemeklerini herkesle paylaşma fırsatı bulan ve takdir gördükçe daha da hırslanıp daha iyisini yapmak için kendini geliştirmeye çalışan bir kadın oldum. Bütün bunları sizin gibi değerli ve marifetli dostlar sayesinde yaptım. Cesaret edemediğim, yok ben yapamam dediğim herşeyi sizlerin yardımı ve desteği ile bir bir yaptım.
   Bunlar benim için çok önemli inanın. Artık kendime daha çok güveniyorum ve istersem herşeyi yapabileceğimi çok daha iyi biliyorum. Bunun için sizlere ve sevdiklerimede çok teşekkür ediyorum.
   Yeni yıl inşalah size ve sevdiklerinize sağlık, mutluluk ve huzur getirir. Rabbimin de rızasıyla güzel bir yıl olur inşalah. Lafı çok uzattım biliyorum ve hemen kaçıyoruummmm.
   Sevgiyle kalın...

24 Kasım 2010

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun!

Eli öpülesi sevgili öğretmenlerimiz;
Hepinizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü tüm yüreğimle kutluyorum. Evet sizi yılda bir kez hatırlıyoruz belki, yılda bir kez kutluyoruz alenen. Ama siz de çok iyi biliyorsunuz ki, siz bizim her zaman kalbimizdesiniz. Hepimizin dilinde "bir öğretmenim vardı" diye başlayan cümleler vardır. Öğretmeniyle yaşadığı iyi kötü anıları vardır. Sevgili atamı nasıl unutmadıysak sizleri de asla unutmayacağız. Atamdan devraldığınız bayrağı sizde böyle yüreği vatan ve iman sevgisiyle dolu gençlere emanet edeceksiniz biliyoruz.
Biliyoruz ve bu yüzden rahatız, huzurluyuz.
Ben de bu vesileyle ilkokul öğretmenim ve benim için çok değerli olan sevgili DERVİŞ YILMAZ hocama da çok teşekkür ediyorum. Melek gibi bir adamı bile o zamanki yaramazlığımla dize getiren ben, bir anımı da paylaşmak istiyorum sizinle.Bir ülke adını bir türlü söyleyememiştim ve öğretmenim bana "hay dilini eşek arıları soksun" demişti.Bütün sınıf gülmüştü hep beraber. "Doğru dille olmuyor belki dilin şişince söylersin" demişti gülerek... Ne de güzel demişsiniz öğretmenim, çünkü ben o kelimeyi artık yanlış söylemiyorum ve asla da unutmuyorum.-MEZOPOTAMYA- hocam.. Ellerinizden öpüyorum ve sizi sevgiyle anıyorum.

17 Kasım 2010

Fosi'nin Hediyeleşme Etkinliği Belli Oldu!!!!

Merhabalar;
Hepinize iyi bayramlar arkadaşlar. İlk önce sizinle biraz dertleşip öyle yazımın esas konusuna geçmek istiyorum. Biliyorsunuz size bayram postunu yazarken ruh halimi de açıklamıştım. Bu aralar sanki herşey sözleşmiş beni çıldırtmak için uğraşıyor gibi geliyor bana. Ama yokk ben yılmayacağım arkadaş. Beni ne kadar üzmeye çalışırlarsa çalışsınlar ben onlar kadar düşüncesiz olmayacağım. Evet çok üzülüceğim ama ben onlar gibi kırmayacağım. Neyse başınızı ağrıtmayayım veee size güzel bir etkinlikten bahsedeyim.
İlk defa böyle bir etkinliğe katılıyorum ve çok ama çok heyecanlıyım.
Evet Fosi'nin blogunda düzenlemiş olduğu etkinliği duyunca hemen katılmak istedim ve sonunda hediyeleşeceğim arkadaşımı öğrendim.

Ben arkadaşımızın blogunu ziyaret ettim ve nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını anlamaya çalıştım.Bakalım nasıl olacak çok merak ediyorum. Neyse hayırlısı diyelim...

16 Kasım 2010

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN !!!


Herkesin mübarek Kurban Bayramını canı gönülden kutluyorum. Bu aralar kendimi çok iyi hissetmiyorum. Bu yüzden içimden hiçbirşey yapmak gelmiyor. Ben de bu boşlukta sizinle, benimd e çok yararlandığım bazı teknikleri paylaşmak istedim. İnşallah bu durumum bayramın güzelliği ve mübarekliliğiyle geçer de bende eski halime kavuşurum. Tekrar Bayramınız kutluyorum. Herkese bol sevinçli bol eğlenceli ve hayır dualı günler diliyorum.

29 Ekim 2010

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN


  Sevgili Atam;
Gelmedi senin gibisi bir daha. Olamadı kimse senin gibi. Gözlerindeki ışıkla yüreğindeki vatan sevgisiyle yüreklendirdin bizi. Kurtuluşumuz için kimseye esir olmamak için yol gösterdin bizlere. Şu günde bile hala senin sevginle o ışığa doğru yürüyoruz ve yürüyeceğiz. BİZ TÜRKÜZ...
Duramaz kimse önümüzde çıkamaz kimse yolumuza. Yeterki içimizdeki sevgiyi, vatan sevgisini öldürmeyelim. Bu vatanı hergün daha da iyiye daha da güzele taşıyalım. Rabbimizde izniyle bu vatan yıkılmaz, bu vatan ölmez...